IMGP4820 kontias mantra6 pinakothiki

Konak evleri

Bütün Ege kıyılarında olduğu gibi 19. yüzyılda ekonomik kalkınma Limni topluluğuna izlerini bırakır. Ticaretin gelişmesi ve daha özelikle Akdeniz liman şehirlerine yerleşmiş Limnili göçmenlerin kazançları adanın mimarisine yansır.

Bugün adaya ziyaret edene çok sayıda konak evleri bir dönemin tümünü anahatlarıyla çizerek refah, cesaret ve yaratıcılık hikayelerini fısıl fısıl anlatmaktadır. Zamanda önce gelen konutlar ahşap kirişler üzerinde desteklenen şahnişin adlandırılan ikinci katının uzantısını hesaba katarak "Makedonya tipi" evleri olarak sınıflandırılmaktadır. En güzel örneklerini Myrina’daki dar sokaklarında dolaşarak görürsünüz.

Zamanla beraber Limni zenginleri ve üstaların inşaa ettikleri evlerde neoklasik tarzı egemen olur. Neoklasik okulunun üstün ifadeleri Mirina’daki Rum Yalısı ile Kondyas, Kornos, Kaspakas, Mondros, Varos ve Kontopuli gibi 19. yüzyılda gün görmüş köylerde rastlanmaktadır. Çoğu çok iyi durumdayken özel ev, müze, kamu ve sosyal hizmetleri binaları olarak ikinci bir altın çağ yaşamaktadır. Geçen yüzyılının başlarına dek inşaa edilen 23 tane okulda da neoklasik tarzı ziyaretçiyi hayran etmektedir.


Geleneksel evler

İnce ve zarif süslemeleriyle dolu neoklasik tarzında çarpıcı konak ve kilise yanında sadeliği ile geleneksel evler cazib olmaktadır. Köy ya da kırda rastlanan bir ya iki katlı kır evleri genellikle eşek sırtı ya dört yüzeyli alçak kiremit çatıyla örtülmektedir. İki katlı veya kapısı zeminde olmadığı halinde evin önüne paralel olarak yerleştirilen harici bir merdiven eve girmeyi sağlayarak “aksata” denilen çatısız ya da açık bir balkona yol açmaktadır. Adanın doğal sadeliğiyle bağdalaşan geleneksel evler az çok sayıda Sardes, Fisini, Ayasofya gibi merkezden uzak yerleşimlerde korunmaktadır.


Mandiralar

Issızlık ortalarında duran mandiralar yüzyıllar boyu adanın ekonomik yeterliliği, verimliliği ve hayvancılığının en büyük eserleridir. Limni kırsal çevrelerinde hakim olan mimari unsur, sıvasız ve harçsız taş, ahşap ya da kamış duvardan oluşan binadır. Ahır olarak tasarlanmış olmasına rağmen çoğu kez oturma odaları, fırın ve harman yerleri gibi tesislerin düzenlenmesiyle zamanla küçük hayvan çiftliklerine geliştirilir. Adanın tüm hinderlandında rastlanır ancar Fakos yarımadasındakiler en çarpıcıdır.


Yel değirmenleri

Üçgen yelkenli ahşap çark, mahruti çatı ile iki kattan oluşan ve yerel taştan silinder biçiminde inşa edilmiş binalar tarımsal hayatın ve daha genellikle adanın ekonomik tarihinin ayrılmaz parçasıdır. Çoğu, çalıştırmasına en uygun rüzgârların estiği adanın doğu kesiminde bulunmaktadır. Kondyas girişi, Varos tepeleri, Romanos yükseklikleri, Skandali yolu ve Lihna cıvarlarında en güzel değirmenlerini görmektesiniz. Birkacı son zamanda restore edilip turistik konaklama olarak hizmete verilmektedir.


Osmanlı Limnisi

Adada dört asırdan fazla sürmüş Osmanlı hakimiyetinden kalma mimari eserler çok az sayıda kurtarıldı. Söz konusu eserler arasında, kemer, mahya, kabartma süslü sebiller bugünkülere eski toplumsal hayatının bazı anısını anımsatarak Osmanlı Limnisi’nin önemli hatırasıdır.

Terma’daki hamamın restorasyonunda özen gören mimari unsurlarının arasında Osmanlı kubbesi en dikkat çekicidir.

Mirina limanı civarlarında 17. yüzyılda yaşamış büyük sufi ve mutasavvıf şairi Niyazi Mısri’nin türbesi, dergâhı ve kabrı yer almaktadır. Sevgi dolu isyankâr şair sürgünün esnasında Limni’de vefat eder. Ölümünün ardından Müslümanlar kasabanın cami’sine yakın şairi anımsayan yazıtı ile beraber söz konusu mekânları inşa eder. Bu mekânlar etrafında zamanla beraber kasabanın Müslüman mahallesi oluşturulur. 20. yüzyılın yarısından itibaren eski binaların yerine yenisi gelmesine rağmen Niyazi Mısri’ye adanmış mekânlardan başka Kapıkıran Mehmed Paşa’nın 1771’de yaptırdığı sebil korunmaktadır.

Son olarak, Mirina kalesi içerisinde harap halinde duran iki bina var: birincisi kalenin cami’si, ikincisi ise kemer şeklinde pencereli ince uzun bir bina olduğuna bakarak garnizonun ikametgâhı olduğu tahmin edilmektedir.  

Pin It